facebookinstagram     English   

31 MART 2018'E KADAR KAPALIYIZ

cunda

Oksijen kaynağı poyrazı, çam ve zeytin ağaçlarıyla kaplı doğası, orijinal mimarisi, sahil boyunca dizili balıkçı kayıkları, sembol haline gelmiş Taş Kahvesiyle ile Cunda Adası...

Cunda Balıkesir ili Ayvalık ilçesine bağlı doğa harikası bir adadır.  Ada, Türkiye'nin ilk boğaz köprüsü olan bir köprü ile Lale Adası'na ve oradan da doldurma bir yol ile ana karaya bağlıdır.

Cunda ismi tahmin edilenin aksine Yunanca değildir. Adanın Yunancadaki adı -kokulu ada anlamına gelen- MOSHONISI'dir.  Ada Piri Reis'in haritasında Yund Adaları olarak geçer. Yund adının ise zamanla -yelkenli gemilerin yatay sereni için kullanılan- Cunda ile değiştiğini görürüz. Gerçekten de Cunda Adasının kuş bakışı görünüşü, gemi cundasına benzemektedir.

Alıntı: Yelken Dünyası Dergisi. 06/2008‎

"CUNDA" kelimesi nereden gelmektedir? Anlamı nedir?

CUNDA (Ingilizce. Truck, peak; Italyanca. Guinta, zonta): 
1. Yatay serenlerin her iki başı (Ing. Peak/of a gaff; Fr. Coqueron/de la cale).
2. Bir direk, gönder veya çubuğun serbest ucu (Ing. Arm/end of a yard).
3 Geminin en uzun direğinin en uç noktası.
 

Cunda Adası'na, emperyalist düşmana karşı ilk asker kurşununu attırmış Komutan Ali Çetinkaya anısına, ‘Alibey Adası’ dendi. Şimdi her iki isim de kullanılıyor.

Yine tahmin edilenin aksine adamızda Rum kalmamıştır. Adanın tamamı Türktür. Rumlardan da kalan keşke olsaydı ama yok. Adalıların lehçeleri biraz Rumca ya kayabilir. Bu da yıllarca Rumlarla birlikte yaşamaktan kalmadır. Eskiden adada Rumca da konuşurlarmış. Ama o zamanlar devlet baba -Rumca unutulsun diye- Türkçe konuşmayanı pataklarmış. Şimdi ise belediye ve halk eğitim, esnaf ve halkımız Rumca öğrensin diye kurslar açıyor. :))  (Benim güzel ülkem, çelişkiler yumağı ülkem...)

Cunda Adası, Ayvalık’ı açık denize, iki boğazıyla da kapayan ya da açık denizden sonra mühürleyen, bir görünüm taşıyor. Bu adanın Ayvalık tan bakıldığında solundaki boğaza Dalyan Boğazı, sağındakine de Dolap Boğazı adı verilir. Çok eskiden bir sandalın geçebileceği kadar sığ olan Dalyan Boğazı, 1880 yılında iki yıllık bir çalışmayla açılmıştır.

Cunda Adası ve Ayvalık, bir imparatorluğun küllerinden bir Cumhuriyet, bir Ulus Devlet, bir Türk Vatanı yaratan Gazi Mustafa Kemalimizin kurduğu genç Türkiye Cumhuriyeti'nin daveti üzerine doğdukları toprakları terk edip gelen Türk soylu insanlar tarafından 1923 yılında yeniden kurulmuştur. Cundalılar kendi rızaları ile bayrağımız altında yaşama kararı almış insanlardır. Hepsi bayrağına ve ulusuna ve Mustafa Kemal'ine yüzde yüz bağlıdır. 

Cunda halkı balıkçılıkla, zeytincilikle ve turizm ile geçinir. Çoğu yoksulluk sınırına yakın yaşar ama çok da gururludur. Tek ihtiyaçları biraz yol gösterilmek olmasına rağmen -son yıllarda- ellerindeki eşsiz değerdeki taşınmaz varlıklar Cundalı olmayan varsılların eline geçmektedir.  

Varlıklı ailelerin adamıza gösterdikleri ilgi bizi mutlu eder ancak onların ilgileri, adadan taşınmaz mal edinip adayı kendi istedikleri gibi şekillendirmek ve burayı bir çeşit yeni Bodrum veya yeni Göcek yapmak istemeleri şeklinde olunca; bu bizi üzmektedir ve onlara şu sözü hatırlatalım bir kez daha

"Son balık öldüğünde, son nehir kuruduğunda ve son ağaç kesildiğinde mi anlayacaksın Paranın yenilemediğini?"

Biliyoruz paranız çok, biliyoruz paranın aşamayacağı engel de yok. Ama lütfen büyük paranızı İstanbul'da Havayide Bankokta falan harcayın. Buraya bizi ziyarete gelin. Balığın, kalamarın, ahtapotun, otlardan yapılmış mezelerin, enginarın, baklanın, zeytinin, zeytinyağının en lezzetlisini yemeye gelin. Eşsiz temizlikteki denizimizde yüzün, poyrazımızda serinleyin. Ama adamızı satın almayın. Seneye yine gelin. :) 

Adamızın asıl ihtiyacı;

eşsiz lezzetteki zeytinyağının değerinde satılması,

eşsiz temizlikteki denizlerinde yeni balık yataklarının oluşturulması,

eşsiz zenginlikteki denizlerinde yeni su altı dalış noktalarının oluşturulması ve

bireysel turizm girişimlerinin -ev pansiyonculuğu vs Şirince örneği gibi- öğretilerek desteklenmesinden ibarettir. 

Bu adanın, sadece satınalmak ve kendine benzetmek üzere gelen paraya ihtiyaç yoktur.

 

PAPALINA ile ilgili olarak;

Papalina küçük bir balıktır.
Sardalya nın küçüğüdür.
Çok lezzetlidir. 
ANCAK
Küçük olduğu için de sadece ince gözlü ağlar ile avlanır.
Bizim bölgede bu ağ ve avlanma yöntemin TRATA denir.
Papalina için kullanılan ağ gözleri 8 milimetredir.
Açıktan kıyıya doğru dip taranır.
Dolu torbadan 100 kilo balık çıkarsa bunun sadece 20-30 kilosu papalinadır. Belki biraz da parmak kalamar çıkar. Gerisi denize geri verilir. İşte bu geri verilen 70-80 kilo balık yavrusunun herhalde sadece %50si ancak yaşar. Geri kalan maalesef yaşamaz.
Trata yöntemi 2010 dan itibaren yasaktır.
Yani artık bölgede papalina çıkmaz.
Restoranlarımızda sunulan papalina gerçekse karşı yakadan, Midilli den gelir.

CUNDA ADASI HAKKINDA KISA BİLGİ...

(Bu bölüm için Ayvalık’ı Gezerken kitabının saygıdeğer yazarı Sn. Ahmet Yorulmaz'a katkılarından dolayı sonsuz teşekkürler.)

1900 lü yıllarda , 8-10 bin kişinin oturduğu adada , ikibin insan barınır günümüzde. O yıllarda 4 ilkokulu , 1 kız okulu , 1 öksüzler yurdu varken , bugün sadece bir ilköğretim okuluyla bir çocuk yuvası bulunuyor. Ahtapot üretimi yılda 100 bin kg dı, burada yetiştirilen üzümler yetmediğinden , dışarıdan da getirtilerek üretilen şarap miktarı 500 bin lt di.

 Yazları Ayvalık’tan ve Cunda’dan , saat başlarında karşılıklı motorlar kalkar. Bu 15-20 dakikalık deniz yolculuğu dinlenmeye gelenlere kısa süreli bir eğlence gibidir, teknelere binmeye adeta can atarlar adaya bu yolla da karayoluyla yarım saatte bir kalkan belediye otobüsleriyle de gidilebilir.Her iki yolda kendine özgü renkler taşır.

Adaya vardığınızda, tepelerine çıkarak , doğayı izlerseniz, boğazların adaların , içiçe girmiş koyların, zeytin ve çam ormanlarının güzelliğine doyamayacaksınız . Pekiyi , ya adanın içerisi.
Kentsel yada mimari cümbüş, ada sokaklarında sarhoş eder insanı! Neo-klasik mimari hayranlarına ; doğayla ve sessiz bir kentte yaşam isteği olan tutkunlara , en uygun yerdir bu sokaklar. Kah , girilen bir sokağın loşluğuna karşın , bir kapının dibinden fışkırıp üst kat penceresine tırmanan asmasıyla , Venediğin dar bir sokağında ; Yeşile hiç yüz vermemiş kimi sokağında da adeta Bizans ta duyumsarsınız kendinizi. Doğa, tarih, mimarlık ve siyaset yollarında dolaşır durursunuz artık... Eski insanların eski uygarlıkların bir yeridir bu ada. Bol bol yorulana dek gezin... Kıyı kıyı , çepeçevre , inişli çıkışlı yollarda dolaşın... Öyle koylarla , öyle yüzülecek , dinlenilecek yerlerle karşılaşıcaksınız ki eski insanların buralara yerleşme nedenlerini , kendi kendinize keşfedeceksiniz. Filozof, tarihçi, coğrafyacı. Stravon ve ondan sonra gelen Plinius buradanda söz ederler hep. Günümüzün yoran , çıldırtan kirli uygarlığından uzaklaşma olanağını bulacaksınız bu yerde . Eskiden burada oturan Osmanlı Rumları , boşuna kokulu ada demediler buraya ! ...

Dinlendiğiniz yada sadece gezmek için geldiğiniz adanın zevkine tam varabilmeniz amacıyla , İsa’dan önce gelmiş yazarlarında , buralardaki uygarlıklardan birşeyler yazdıklarını ekleyelim de görevimizi yapmış olalım: Klaodius , Ailianos ve Ptolomaios bizden vede yani araştırma sonuçlarına değin şimdilik bu kadar...

GÜN BATIMINI KAH TEPELERİNDEN, KAH KIYILARINDAN İZLEMEK...

Paha biçilmez güzellikleri olan, büyüleyen bir denizin çevrelediği ve önceki oturanlarında ‘Küçük Paris ‘ diye adlandırılan

Cunda da gün batımını , kah tepelerinden , kah kıyılarından izlemek, insana , olağan üstü hoş bir ruh tinliği verir.Başınızda yazlık bir şapka olması koşuluyla, sokaklarında, tepelerinde,kıyılarında, hatta adalarında dolaştınız; Canınızın çektiği yerlerde denizine girdiniz , birkaç kulaç atarak, kimi yerde de merakınız varsa dalarak , kimi kuytuda uykuya yatarak , güneşin Midilli sırtlarından yok oluşunu da izleyerek akşamı ettiniz.... Acıktınız da ... Çok acıkmanız doğal . Çünkü güç harcadınız , hamlığınızı attınız ve en önemlisi bol miktarda su kadar gerekli , hayat kaynağı katıksız oksijen aldınınz ... Hatta oksijen bolluğundan bir tuhafsınız adeta sarhoşsunuz da ayırdın da değilsiniz ! ... Sahile inerek Deniz  Restaurant’ın masasına çöküp , oturun. Papalinanızı , çipuranızı , fangirinizi, mercanınızı, levreğinizi, barbununuzu ve daha yüzlerce çeşit denizin sunduğu nimetleri , zevkinize uygun bir kadeh içkiyle yiyin. Burada ayçiçek yağının lafı bile edilmez. Ünü yurt dışını aşmış zeytinyağının , ultra güzelinin memleketinde , ayçiçek yağının kullanılmasının ayıp olduğunu düşünelim!

Birde damak tadını bilmemek olduğunu...

MERAKLILARINA: ADA’NIN KİLİSELERİ

1-TAKSİHİYARHİS KİLİSESİ:
1873 te inşa edilmiştir. Şimdi artık akmayan Aşağa Çeşme sırasındadır. Rumlaqrın geleneksel olarak uyguladıkları, Bizans Mimarisi stilindedir. Cunda adasının metrepol kilisesiydi.

2-AYA TRİYADA:
1865 te yeniden inşa edildiği kaydediliyor. Adanın ilk inşe deilen kilisesidir. Günümüzdeki Bakkal sokağının sonunda, büyük bir arsa var; kilise oradaydı.

3-AYOS DİMİTRİYOS:
Doğuya bakan yönde, yel değirmenlerine yakındı deniyor.

4-PANAYA KİLİSESİ:
Bakkal sokağının başında, iki buçuk duvarı duruyor.1850 de ikinci kez inşa edilmiş.

5-AYOS PANDELEYMONAS:
Kuzeybatıdaydı kaydı var. Alt sıradaki Ayos Nikolaos Kilisesi gibi denizciler tarafından, azizleri anısına inşa edilmiştir

6-AYOS NİKOLAOS:
Buda kuzeybatıdaydı deniyor.

7-AYOS YANNİS:
Adaya girişteki sol tepenin üstünde , dört duvarıyla duruyor. İçinde bir şey kalmamış. Üç denizide gören konumdadır buraya aşıklar tepesi deniyor şimdi.


MANASTIRLARI:
1817 sayımına göre, ada üzerinde 7 manastır vardı. Sonradan inşa edilen, Cunda’nın kuzeydoğusuna uzanan Ayvalık yönündeki ucun tepesinde bulunan Evan Gelistriya Rahibeler Manastırıyla sayıları, 8 e ulaşmıştır.

1-ÇAMLI MANASTIR (TAKSİYARHİS TA ÇAMYA):
Adanın merkezinden yaya olarak ve pateriça yolundaki ekşi çeşmenin sol yanı izlenerek, rahat bir yürüyüşle bir saatte varılabilir. O eski yıllarda Ayvalıklılar’ın , Cundalılar’ın , çam kokulu havasını solumak için günübirliğine gittikleri bir tatil ve bir Mayısı kutlama yeriydi.

2-LEKA PANAYA MANASTIRI YADA KORUYAN MERYEM MANASTIRI:
Ayvalık’ın Dalyan Boğazından çıkışta sağda, aynı boğazdan girişte solda,zeytin ağaçlarının arasından görünen boğaza hakim manastır Leka Panaya dır.

3-AYIŞIĞI MANASTIRI ( AYDİMİTRİ TA SELİNA):
Cundanın kuzeye bir uzantısı olan Pateriçanın anlamı ‘Koltuk değneği ) dir . Bu kara uzantısına, denizdende karadanda gidebilirsiniz. Karadan gidiş, kısa ve çabuk olur. Pateriçanın birinci köyü ile ikinci köyü eski dönemde aşağı damlar, yukarı damlar deniyordu. Geçtikten sonra, 45 dakikalık bir yürüyüşle ‘Ayışığı Manastırı’ na varabilirsiniz. Bir kapısı üzerinde 1771 bir diğerinde 1795 tarihinin kazınmış olduğunu görürsünüz. Bu tarihlerin manastırın onarım tarihleri olduğu söyleniyor.

4-AYOS APOSTOLOS MANASTIRI:
Cunda’ya giden köprüyü geçip soldaki sahil yoluna saptığımızda 500 m sonra sağ yukarıdaki küçük tepede... 4 duvarı duran, mimarlık sanatından eser taşımayan , gelişi güzel bir yapı. Küçüklüğünden 2-3 keşişin barınmış olabileceğini sanıyoruz. Manzarası iyi.

5-TAVUK ADASI MANASTIRI (AY YOANNU TOU PRODROMOU):
Cunda sahilinden rahatlıkla görebilirsiniz. Hatta yüzerek dahi adaya gidilebilir. Altlı üstlü 120 odalı olduğu bunların yazlıkçılara kiralandığı ; 1821 de Osmanlı’ya başkaldırılarında , Yunan Amirallerinin bu manastırda toplanıp, Ayvalık’ı ve ayrı yerleşim yeri olan Moshonis ‘in ( Cunda) kurtarılmasını planladıklarını kaydediyorlar.

6-GÜVERCİN ADASI MANASTIRI ( AY YORGİ MANASTIRI ):
Korsanların sığınağa olan bir adadır burası, doğal bir dalyan dır , geçmişte acımasız korsanların yaşlandıklarında, denizleri harmanlayamadıkları dönemleri geldiğinde, ellerindeki kandan , günah ve cinayetlerinden arınmak için sığındıkları bir manastırdı burası.

7-PROFİT İLİYA MANASTIRI (İLYAS PEYGEMBER):
Köprünün Cundaya gidiş yönünde 200 m sonra , deniz tarafında temel kalıntılarından az bir şey duruyor.

8-KIZLAR MANASTIRI (EVAN GELİSTRİA)
Bu kiliseler ve manastırların listesini eski Cundalılar Sitsa Karaiskaki nin ‘Yurdum : Kokulu Adalar ‘, Vasiliki Ralli’nin ‘Unutulmaz Yurt’ : küçük Asya kitaplarından derledik.


ESKİ KENTLER UYGARLIKLAR YATAĞI

Antik dönem dahil , onu izleyen yüzyılların yazarlarını da eklediğimizde , 12 den fazla tarihçinin Cunda adalar dizisi üzerine yazdığını saptıyoruz. Bize verilen bir bilgiye göre 1895 te yayınlanan ‘Hekatonissos’ adlı kitabında eski Osmanlı uyruklu Evstratios Drakos adlı Cundalı bir coğrafyacı bu adaların tarih öncesini anlatır. Bu Cundalı coğrafyacı Drakos’u kaynak göstererek Ayvalık üstüne yazmış buradan gitmiş olanlar şöyle diyorlar: Pordosolene antik dönem uygarlığı , günümüzdeki adı lale olan Soğan Adasındadır. Bu kent sonradan, Pirgos ta ( Maden Adası ) kuruldu. Buralardan çıkarılan iki kitabenin kanıt olduğu öne sürülebilir. Ama ne varki , bu yazıtlardan bir pirgos öteki ise antik Kidonia ( Ayvalık) kentine aittir. Bu yazıtlarında dar uzun geçidin ( Soğan Adası nı Ayvalık’a bağlayan ) genişletilmesi sırasında ortaya çıkarılduğı balirtilir. Fakat gelin görün ki bu iki kanıt Ayvalık’ın tahrip edildiği 3 Haziran 1821 de Ayvalık akademisin de kaybolur!Yapılan araştırmalar Pirgosun ( Pordosolone) Roma çağında inşa edildiğini göstermiştir. Nasos( Cunda) , antik çağda , köprünün Alibey Adası kesimindeydi .Battıktan sonra günümüzdeki yerinde inşa edildi. Yani bugünkü Cunda. Çıplak Adada ve Pirgos ( Maden Adası’n da ) çok sayıda kalıntılara ve Bizans paralarına rastlanmıştır.

CUNDA DA PARA BASILIYORDU
Küçük küçük te olsa , eski uygarlıklar yatağı Cunda adının daha Nasos olduğu Maden Adası’ndaki Pordosolone uygarlığının yaşadığı dönemde , sikkeleri elden ele dolaşan bir yerdi. Cunda’nın ayrı parası vardı , Pordosolone ( Maden Adası ) nın ayrı...
Para kataloklarının Küçük Asya bölümünde ‘Classıcal and Hellenıstıc periods:Ionia ‘ başlığı altında , bu sikkelerin de fotoğrafları yayınlanmıştır. Bu iki uygarlığın yok olduğu yerde , Osmanlı’nın Yunda , bizim Cunda dediğimiz bu adada , para basma geleneği 1882 ye kadar gelir. İlginçtir çevre belediyelerden yine ileridedir burası ... Tıpkı belediye kurmada olduğu gibi.

 Sikkelerde , örneğin Çanakkale’ nin 1897 , Bayramiç Belediyesi’nin 1902 , Midilli de ki Plumari Belediyesi’nin 1890 , Dikili Belediyesi’nin 1895, Midilli Belediyesi’nin 1883 ve Yunda ( Cunda) Belediyesi’nin 1882 tarihini bulursunuz. Tüccarların , Belediyelerin yada kiliselerin bozuk para sıkıntısını gidermek için kendi damgalarıyla çıkardıkları genel olarak ‘Countermark’ denilen bu sikkelere ender de olsa birilerinin elinde rastlayabilirsiniz.

MOSHONİS HİKAYESİ

Osmanlı Rumlarının Cunda’ya ‘Moshonisi’ (Kokulu Ada) dediğinden söz etmiştik. Bunun için Ortaçağda yaşamış Moshos adlı bir korsanın, barınağı buradaydı , isim bundan kaynaklanıyor derler.

Gerçekten, Cunda’nın hemen arkasında , dar ve sığ bir boğazın ayırdığı adanın eski adı ‘Moshos’ tur . Ayvalıklılar’ın Mosco biçiminde söyledikleri ada... Bu ad zamanla tüm ada için kullanılır olmuştur.

Başkaları da bu adada yetişen bitkilerin , yaydıkları güzel kokudandır bu ad; Bazılarıysa, kuzeybatı rüzgarlarının kuzey boğazından ve Tanrısal dağ Ida dan (Kaz Dağı) getirdiği temiz havadır derler.

Bir adalar cennetidir cunda ve civarı işte bazılar bunların hepsini hergün düzenlenen ada turları sayesinde gezebilirsiniz.

Adalar:
1)Çıplak
2)Yumurta
3)Güneş
4)Yuvarlak
5)Kamış
6)Kılavuz
7)Taşlı
8)Yelken
9)Yanlız
10)Küçük maden
11)Cunda
12)Hasır
13)Dolap
14)Kutu
15)Balık
16)Çiçek
17)Kayabaşı
18)Kız
19)Poyraz

Bize Ulaşın

Cundavilla Suit Hotel

15 Eylül Caddesi 12. Sokak No. 8 Cunda Adası, Ayvalık, Balıkesir, TURKIYE

GSM: 0532 313 0244

Tel: 0538 294 1006

villa@cundavilla.com